| |

LIGASURE YÖNTEMİ İLE BADEMCİK AMELİYATLARI
Ligasure dokuya uygulandığında bir çeşit ısı enerjisiyle doku içinde ve damarlarda yapışmayı sağlayan yeni bir teknoloji ürünü. Böylelikle dokuda halen yaygın olarak yapılmakta olan bir pensle tutup bağlanarak damarların ayrılmasını sağlıyor. Oldukça pratik ve cerraha kolaylık sağlayan bir yöntem ve 7-8 mm çaplı damarlara dek emniyetli bir şekilde ayrılmayı sağlıyor.
Kanama yapan damarlar elektro termal bir cihazla yapıştırılıp, daha sonra ise yapıştırılan damar kesiliyor. Bu yöntem diğer klasik ameliyatlara oranla birçok avantaj sağlıyor. Sistem, 45-50 dakika olan ameliyat süresini de 10-15 dakikaya indiriyor.
Bu sistemde yapılan ameliyatlar dikişsiz ve kansız olduğu için hastalar eski sistemdeki gibi acı duymuyor ve gün içersinde taburcu olabiliyorlar. Yani sabah ameliyat olan bir hasta öğleden sonra taburcu olabiliyor. Ligasure sistemde dikiş olmadığı için çevre dokulara da zarar verilmiyor ve hasta daha çabuk iyileşiyor. Ayrıca kanama olmadığı için operasyonu gerçekleştiren cerrah için de büyük bir rahatlık sağlıyor.
RADYOFREKANS YÖNTEMİ İLE BURUN VE HORLAMA CERRAHİSİ
Radyofrekans doku ablasyonu yüksek frekansla akımın dokudan geçirilerek istenen bölgelerde hızla seçici ısınma sağlanması ve iyileşme sürecinde buna bağlı doku hacminin küçültülmesi prensibine dayalı bir elektrocerrahi tekniğidir.
Yüksek frekanslı bir elektrik akımı olan radyofrekans dalgaları ile sorunlu olan bölgede oluşturulan kontrollü yara izi yapısı, dokuda büzüşmeye ve buna bağlı olarak yumuşak damağın yukarı çektirilmesine ve de hava pasajının genişletilmesine sebep olur. Bu uygulamada, birkaç seanslık tedavi ile horlamada belirgin düzelme sağlanmaktadır. Ayrıca, basit ağrı kesicilerle giderilebilen, kısa süreli ağrı dışında hastayı kısıtlayıcı bir olumsuz etki gözlenmemektedir. Radyofrekansın horlama cerrahisinde bir diğer kullanım yeri burun yan etlerinin küçültülmesi operasyonlarıdır. Radyofrekans ile burun etlerinin içerisinde bir nedbe dokusu oluşturulur, bu doku bir korse gibi burun etlerinin aşırı şişmesini ve bol salgı üretmesini engeller. Burada da kanama riski hemen hiç olmadığı için buruna tampon koyma gereği yoktur.
Radyofrekans uygulanması çok kolay ve hasta açısından oldukça konforlu bir yöntemdir. Poliklinik şartlarında rahatlıkla yapılır. Hastaneye yatmayı gerektirmez. Çoğunlukla genel anestezi almanıza gerek yoktur. Öncelikle uygulanacak bölgeye lokal anestezi yapıldıktan sonra özel elektrotlar yardımıyla radyofrekans enerjisi doku içine verilir. İşlem yaklaşık 10-15 dakika sürer. İşlem bittikten sonra normal yaşantınıza hemen dönebilirsiniz. Yemede, içmede, günlük aktivitelerinizde herhangi bir kısıtlama söz konusu değildir. İşinize hemen gidebilirsiniz. Genellikle antibiyotik, hatta ağrı kesici kullanmaya bile gerek kalmamaktadır. Tek başına burun etlerine yapılan radyofrekans uygulaması yaklaşık 15 dakika süren kısa ve kolay bir işlemdir. Burun etleri lokal anestezik ile uyuşturularak gerçekleştirilebilir, işlem sırasında ağrı oluşmaz ve kişi aynı gün evine dönebilir. Bu işlem hastaların %85 ile 90'mda etkilidir ve ek olarak başka bir işleme gerek duyulmaz
Rinoplasti ameliyatı açık ve kapalı teknik olarak iki şekilde yapılabilir. Kapalı teknikte bütün kesiler burun içerisinde yapıhr. Cerrah içeriden çahşarak ameliyatı tamamlar. Açık teknikte farklı olarak burun ucunun altında 3-4mmlik bir kesi yapılarak ameliyat yapılır. Açık tekniğin en büyük dezavantajı burun ucunda iz bırakmasıdır. Ama bu iz, iyi yapılan bir ameliyattan sonra neredeyse belirsiz olmakta ve burun ucunun altında kalmaktadır.
Açık rinoplastide kapalı rinoplastiden farklı olarak burun uç kısmı derisi kanat kıkırdaklarından tamamen sıyrılarak kaldırılır. Yani burun ucu kıkırdakları ile burun ucu derisinin bağlantıları tamamen ayrılır. Bundan sonra burun kanat kıkırdaklarının fazlalıkları çıkarılır ve istenen şekil verilir. Açık rinoplasti bu nedenle sadece burun ucu kıkırdaklarında şekil bozukluğu ya da problem olan hastalarda yapılmalıdır. Burun derisi kıkırdaklardan tamamen ayrıldığı için kapalı rinoplastiye göre açık rinoplastide burun ucundaki ödem ve sertlik çok daha uzun süre devam etmektedir. Bu nedenle açık rinoplasti endikasyonu olmayan hastada mutlaka kapalı burun ameliyatı yapılmalıdır. Çünkü kapalı burun ameliyatında dokuların diseksiyonu daha sınırlıdır. Ödem çok daha çabuk geçer. Burun ucunda yapılabilecek çok ufak hatalar açık rinoplastide ameliyat sonrasında daha abartılı olarak görülür. Teknik olarak kapalı rinoplasti daha zordur. Ancak sonuçları eğer burun ucunda problem yoksa daha çok yüz güldürücüdür.
Kapalı rinoplastiye göre açık burun estetiği ameliyatında ödem daha uzun sürer. Daha uzun süre burun ucu şiş ve sert kalır. Kapalı rinoplasti ise daha klasik olup, burun dışında iz bırakmaz. Burun ucundaki ödem ve şişlik daha azdır ve daha çabuk geçer.
Fasial plastik cerrahi ile ilgilenen bir KBB uzmanı bu sorunu estetik ve aynı zamanda hastanın hayat konforunu için son derece önemli olan burun normal solunumu ve fonksiyonları yönünden en ideal biçimde çözümleyecektir.
|
|