| |

Bel fıtığı nasıl oluşur?
Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi
pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel
fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar. Çünkü öyle insan
vardır ki 120 kg kaldırır, hiç birşey olmaz; öylesi de
vardır ki 5 kg kaldırır, bel fıtığı olur.
Kişiye ait faktörlerin başında ise omur kemikleri arasında
bulunan ve disk adı verilen kıkırdaklardaki dejenerasyon
gelir. Bu disklerin ihtiva ettiği su oranı çocukluk
yaşlarından itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Buna
disklerdeki beslenme bozukluğu ve mikro seviyedeki
değişiklikler ile kimyasal değişiklikler de eşlik eder. Disk
zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve
kuvveti çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini
yapamaz olur. Mikro düzey de bulunan çatlaklar üzerine aşırı
yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin
içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak
dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur. Yani zemin hazır
olduktan sonra bardağı taşıran son bir damla gerekmektedir
ki bu hafif bir cismi kaldırmak ve ya sadece öksürmek de
olabilir.
Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki
dejenerasyon nisbeten daha erken yaşlarda olmakta,
dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına
yakalanmaktadırlar. Oyle aileler vardır ki dedesini,
babasını ve çeşitli yakın akrabalarını bel fıtığından
ameliyat etmişizdir. Yani kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun
genetik bir yönünün olduğu da söylenebilir.
Bel fıtığının belirtileri nelerdir?
Bel ve bacak ağrısı en belirgin şikayettir. Fakat bazen bel
veya bacak ağrısından sadece biri de bulunabilir. Ağrıyla
birlikte bacaklar da uyuşma ve hastalık ilerledikçe kuvvet
kaybı da görülebilir. Bazen orta hattan omurilik kanalına
doğru uzanarak sinirleri sıkıştıran büyük bel fıtıklarında
idrar ve büyük abdestini tutamama veya yapamama gibi
bozukluklar ile bacaklarda felce doğru gidiş ortaya
çıkabilir. Hastalığın bu derecede ilerlemesine müsaade
edilmemeli, zamanında müdahale ile uygun bir tedavi
gerçekleştirilmelidir. Bel fıtığında, bel ve bacak ağrısı
yürümekle, iş yapmakla ve ayakta kalmakla, öksürmekle
artarken sert yatakta yatmakla azalabilir.
Tedavi
Bel fıtığı rahatsızlığı bulunan bir hastada
hastalığın hangi safhada olduğu iyi bir muayene ve ileri
tetkik metodları ile net olarak tesbit edildikten sonra
tedavi safhasına geçilir. Bundan sonra, pratik olması
açısından, hastalar cerrahi müdahale gerekenler ve cerrahi
müdahale gerekmeyenler diye iki büyük gruba ayrılabilirler.
Bel fıtığı gelişiminin erken dönemlerinde konservatif tedavi
adı verilen cerrahi-dışı tedavi metodları uygulanır. Bu
safhada, hastaya bütün dünyada ağrı kesici, adale gevşetici
ve antienflamatuar ilaçlar verilir. Sert yatak istirahati
tavsiye edilir. Fizik tedavi yapılabilir. Lazer ile tedavi
cihetine gidilebilir. Yine ciltten birtakım girişimlerde
bulunulabilir.
Bel fıtığının tedavisini bir ekip işi olarak görmekte yarar
vardır. Nöroşirürji (Beyin Omurilik-Sinir Cerrahisi),
Nöroloji, Anestezi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı
Doktorlar ile Diyetisyen, Psikolog ve Fizyoterapistler bu
ekibin içinde yer al malıdır. Gerektiğinde diğer bazı
branşlardaki uzman doktorların görüşlerine de müracaat
edilmelidir. Bu ekibin elinde bir Fizik Tedavi Unitesi ve bu
ünitede Lazer, İnfraruj, Ultrason, Kısa dalga diatermi,
TENS, NMES, Diadinamik akım, Mikrodalga, Vakum interferans,
Traksiyon (Programlanabilir hafızalı otomatik cihaz ile bel
çekme) ve rehabilitasyon araç-gereçleri de hazır bulun
malıdır.
Bütün bu prensipler ışığında modern imkanlar kullanılarak
hastaların büyük bir kısmı ameliyat harici metodlarla tedavi
edilebilir. Prensip olarak cerrahi müdahale son çare olarak
düşünülmelidir. Ancak hastalık ilerlemiş ve yapılan
muayenede bazı şartlar teşekkül etmiş ise [ki bu şartlar
uluslararası Nöroşirürji camiası nezdinde genel kabul görmüş
ve klasik kitaplara kadar geçmiş kriterlerdir; o zaman
ameliyat kararı verilir. Bu kararı verirken cerraha
bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme
metodu büyük oranda yardımcı olur.
Cerrahi tedavi
Nöroşirürji uzmanı olan doktor kesin olarak ameliyata karar
vermiş ise, artık amelitı geciktirmemek gerekir. Çünkü
gecikme neticesinde bazen felce kadar giden telafisi
imkansız birtakım problemler ortaya çıkabilmektedir. Buna
karşılık zamanında yapılan, uygun ve yeterli bir cerrahi
müdahale hasta ömür boyu rahat ettirebilmektedir.
Mutlak surette ameliyat gereken hastalar operasyonun hiçbir
safhasında dokulara çıplak gözle müdahale etmeyip, ciltten
itibaren görüntüyü büyüten mikroteknik ile ile çalışmakta
yarar vardır. Çünkü binlerce yıl önce söylenmiş bir tedavi
prensibi olan "Öncelikle hastaya zarar vermeyiniz" sözü
bugün geçerlidir. Bel fıtığı operasyonlarında dar derin bir
sahada, üstelik de sinir kökleri gibi çok hassas yapıların
çevresinde cerrahi girişim sürdürüldüğü için görüntüyü
büyüterek çalışmanın yanında sahanın iyi aydınlatılması da
önem arzeder. Bunun için de ekibin lideri olan cerrah
önceden bütün tedbirleri almalıdır. Böyle olunca sinir
elemanları ve çevre dokular görüntü alanına büyütülmüş ve
mükemmel bir şekilde aydınlatılmış olarak gelmekte, ciltten
itibaren kontrollü gidildiği için lüzumsuz kanamalar
olmamakta, daha emniyetli, temiz ve estetik, hatta ameliyat
sonrası dönemde dikiş aldırmaya dahi gerek kalmayan, hasta
için kolaylıklar arzeden bir cerrahi ortaya çıkmaktadır.
Böyle bir cerrahi girişim sonrasında hastaların günlük
nornıal aktivitelerine kavuşmaları da daha kısa sürede
olmaktadır.
BEL FITIĞI AMELİYATI
Ayrıntılı klinik muayene, direkt röntgen ve Bel bölgesinin
MR tetkiki mutlaka gereklidir. Bel bölgesinin Bilgisayarlı
Tomografisi, EMG (sinir elektrosu) ve romatizmal laboratuar
testleri bazen lazım olabilir.
AMELİYAT SONRASI FELÇ OLUR MU?
Ayakta ameliyat sonrası felç gelişmesi kullandığımız
mikrocerrahi ve endoskopik diskektomi teknikleriyle mümkün
değildir. Ancak çok geciken ve ameliyat olmama konusunda
ısrarcı hastaların bir çoğunda, sinirin sıkışarak
beslenmesinin bozulması sonucu , ayakta ileri derecede
kuvvetsizlik gelişir ve bu durum yeterince uzun sürerse,
ameliyat sonrasıda kalıcıdır. Bu gecikme 3 ay- 3 hafta-
hatta 3 saat bile olabilir. Ameliyat hastanın sıkışan
sinirindeki hasar oluşmasını önler. Oluşmuş sinir hasarını
düzeltmez. Dolayısıyla ameliyat sonrası ağrıları geçen ve
ayağa kalkan hasta, ameliyat öncesi kuvvetsizlik gelişmiş
ayağının düzelmediğini görerek, felç olduğunu düşünür.

AMELİYAT SONRASI BEL FITIĞI
TEKRARLAR MI?
Ameliyat sonrası aynı mesafeden fıtığın tekrarlaması %5-7
oranındadır. Bu oran endoskopik görüntüleme yönteminin
kullanılmasıyla %1-2 oranına düşer. Ancak bir üst veya alt
mesafelerden bel fıtığının tekrarlamasına daha çok
rastlanır. Bu durum hastanın genetik özellikleri, çalışma
şartları, sigara içilmesi, kilo alması gibi birden fazla
etkene bağlıdır.
AMELİYAT SONRASI AĞRI OLUR MU?
Benim uyguladığım teknikte ameliyat biterken tüm cerrahi
saha lokal anestezik maddelerle uyuşturulduğu için 4-6 saat
hiç ağrı hissetmeyeceksiniz. Takiben belinizde orta derecede
ağrı olacak, ağrı kesiciler genelde yeterli olacaktır. Ancak
bu durum kişinin ağrı eşiğiyle ilgili olup, değişkendir.
Ağrı eşiği düşük hastalarda, yağa emdirilmiş morfin
uygulamasıyla, ilk saatlerdeki ağrı kesilmesini
uzatmaktayız.
AMELİYAT SONRASI EVE DÖNÜNCE NELERE
DİKKAT EDİLMELİ?
Eve dönerken, arabanın ön koltuğunun yatırılmasıyla şöförün
yanına düz olarak uzanmaları en kolay ve rahat yöntem olarak
gözüküyor. 7-10 gün arasında yatak istirahati önermekteyiz.
Bu dönemde, ihtiyaçlar dışında oturmayı tavsiye etmiyoruz.
Hasta evin içinde ayakta dolaşabilir veya yatar. Oturma
pozisyonu belin dik olmasıyla kolaylaşır, bunun için daha
yüksek sandalye tercih edilmelidir. Verilen ağrı kesici
ilaçların düzenli olarak kullanılması , ağrıyı gelmeden
önlediği için daha etkilidir. 4 veya 5. gün
yıkanabilirsiniz. Özel dikiş tekniğiyle yara bakımı ve
pansuman gerekmez. Diyet konusunda bir kısıtlama yok, ancak
ameliyat olan hastalarıma kilo almamaları konusunda
uyarıyorum. Çünkü vücut ağırlığımızın 2/3 kadarını
karşılayan bel bölgesidir. Bu ağırlığın ve yükün artmaması
hastanın lehinedir. Gelen ziyaretçilerin uzun süreli kalması
ve özellikle öpüşme adeti bence sakıncalı. Ameliyat sonrası
bağışıklık sistemimizin yara iyileşmesi gibi oldukça ciddi
bir uğraşı nedeniyle, basit viral enfeksiyonlar dahi hastada
daha ağır geçebilir, yükselen ateşin sebebi bir gribal
enfeksiyonmu, yoksa yaranın iltahabımı anlaşılması zorlaşır.
10. günden sonra evden dışarı çıkarak, yürüyüşlere
başlayabilirsiniz. Önerilen egzersiz lerede 2. haftadan
itibaren başlayabilirsiniz. Araba kullanmayı 3. haftadan
itibaren başlamanızı öneririm. Cinsel yaşantınız, 2.haftadan
itibaren normale dönebilir. Ağır yük kaldırmak gibi işleri
olmayanlar, 2-3.haftadan itibaren işlerine dönebilirler.
|
|