Untitled Document
haber

Dünyanın bir çok ülkesinde akciğer kanseri 2. yada 3. sırada yer

haber

Romatizma diye tek bir hastalık yoktur. 100’den fazla hastalık

haber

Laser aslında bir ışık kaynağıdır. Işığı oluşturan dalga boylarından

Tüm haberler için tıklayın...

 




Böbrek Taşı
Böbrek taşı, "nephrolithiasis" ya da, "urolithiasis" olarak bilinen, böbreklerde biriken sert madensel maddelere verilen addır. Kalsiyum oksalat, veya ürik asit gibi maddeler idrar içerisinde normalde beklenenden daha yüksek yoğunlukta bulunursa böbrek taşı oluşur. Bu maddeler kristaller halinde böbrekte çökelebilir ve zaman içerisinde büyüyerek böbrek taşını meydana getirir. Taşlar yer değiştirerek veya idrar kanallarından aşağıya doğru hareket ederek vücuttan atılabilir. Ancak idrar kanalının herhangi bir düzeyinde takılarak idrar akışına engel oluşturan taşlar genellikle korkulan, şiddetli tipik böbrek ağrısına yol açar. Bazı hastalıklar ve alışkanlıklar bir kişide böbrek taşı oluşum riskini tetikler. Özellikle yaşamında daha önce kalsiyum taşı olan bir hastanın tekrar taş hastalığına sahip olma riski daha yüksektir. Geçmişte taş hastalığı olan hastalarda ikinci kez taş oluşma olasılığı bir yıl içerisinde %15, 10 yıl içerisinde % 80 dir.

Gut hastalarında ve idrarında yüksek ürik asit bulunanlarda böbrek taşı riski fazladır. Ayrıca kristallerin oluşumuna yol açan bazı ilaçlar taş hastalığı riskini artırır. Sık veya sürekli ishal durumunda, ya da sıvı kaybı sonucu yoğun,asidik idrar çıkaran kişilerde böbrek taşı gelişebilir.

Taşı oluşturan kesin neden bilinmemekle beraber risk faktörleri şunlardır:

- İdrar yolu enfeksiyonu
- Böbrekteki yapısal bozukluklar
- Böbrek hastalığı olanlar (renal tübüler asidoz, kistik böbrek hastalığı...)
- Beslenme alışkanlıkları
- Yetersiz sıvı alımı
- Sıcak iklim kuşağında yaşamak
- Hiperkalsiüri, sistinüri, hiperokzalüri, hiperürikozüri
- Bazı ilaçlar (asetazolamide, anti viral ilaçlar....)
- Bazı bağırsak hastalıkları (inflamatuar bağırsak hastalığı...)
- Genetik faktörler
- Geçirilmiş bağırsak ameliyatları (jejono ileal by-pass)
- Metabolik hastalıklar (örn. hiperparatiroidizm, gut hastalığı...)

Belirtileri
Taş hastalığında görülen ağrı en sık rastlanan belirtidir. Böbrek ağrısının şiddeti bazı kişilerde belli belirsiz bir sızlama şeklinde görülürken bazılarında son derece şiddetli, kıvrandırıcı ve hastaneye yatmayı gerektirecek yoğunluğa kadar ulaşabilir. Ağrı atakları taşın üreter içerisindeki hareketi ve buna bağlı spazmlara bağlıdır. Şiddetli ağrı atakları genellikle 20 -60 dakika arasında sürebilir. Böbrek ağrısı, taşın bulunduğu vücut tarafında olur. Ağrının yeri taşın yerine ve hareketine göre değişebilir. Böbrekte veya üst üreterdeki taş, kaburga ile kalça arasında yan (böğür) ağrısına sebebiyet verir. Alt üreterde ve mesaneye yakın taşlar karın alt kısmında veya cinsel organa doğru yayılan ağrıya yol açar. Böbrek taşı hastalığında tek belirti ağrı değil. İdrarda kanama, bulantı, kusma, idrar yaparken acı-yanma, ve idrar sıkışıklığı hissi de hastalarda görülüyor. İlginç olarak belirti vermeyen böbrek taşlarına da rastlanıyor. Bu taşlar ancak kontrol sırasında ya da başka amaçla çekilmiş filmlerde tesadüfen saptanıyor.

Tedavi
Taş hastalığının başlangıç ve acil (akut) safhasında tüm hastalar için benzer tedavi uygulanır. Taşın küçük olduğu safhada hastalara, taşın kendiliğinden düşmesi beklenirken, sadece ağrı kesiciler ve su içmesi önerilir.ağrı kesici ve sıvı tedavisini ağız yoluyla alabilen hastalar evine gönderilerek ayaktan takip edilir. Ancak ağrı çok şiddetliyse ve hasta su içemiyorsa hastaneye yatırılması gerekebilir. Taşın düşürülemediği durumlarda ise girişimsel tedavi yöntemleri tercih edilir.

ESWL (Vücut dışından şok dalgalarıyla taş kırma)
Bir odaktan çıkan şok dalgaları taşın üzerine yönlendirilerek taş kırılır. X-ray ve ultrason ile odaklama yapan ESWL cihazları mevcuttur. Kırılan taş parçaları idrar yoluyla vücuttan atılır. ESWL bütün taşlarda başarı sağlayamaz. Başarı taşın cinsine, sertliğine, büyüklüğüne ve idrar yolunda yerleştiği yere göre değişir. Tek bir seansta kırılabilen taşlar olabileceği gibi tekrarlayıcı seanslara da ihtiyaç duyulabilir.

ESWL seansı sırasında rahatsızlık hissi ve ağrı duyulabilir. Bu nedenle tedavi öncesi ağrı kesiciler kullanılır. İşlem sonrasında çoğunlukla hastanede kalmaya ihtiyaç olmaz.

Girişimsel tedaviye ihtiyaç duyulan hastaların çoğunluğunda uygulanabilen başlıca yöntemdir. Özellikle böbrek içinde ve üreterin üst tarafında yer alan taşlar için iyi bir tedavi şekli olarak kabul ediliyor. Buna karşın 2 cm’den büyük, sert, veya böbreği tümüyle dolduran taşlarda uygun bir yöntem değil. Bu yöntemde direkt olarak taşa yönlendirilen yüksek enerjili şok dalgası, cilt ve iç organlara zarar vermeden ilerleyerek taş yüzeyinde kırılma etkisi yapıyor. Bu şok dalga enerjisi ile taşlar küçük parçalara kırılarak idrar yolundan kolaylıkla atılması sağlanır.

Perkütan nefrolitotomi (PCNL)
Endoskopik (kapalı) böbrek taşı ameliyatında sırt bölgesinde böbrek hizasına 0,5 - 1 cm boyutunda bir kesi yapılır. Röntgen kontrolü altında böbreğe iki ucu açık ince bir tüp yerleştirilir. Bu tüpten yerleştirilen optik cihaz yardımıyla taş video sistemi ile monitörde görülür ve özel aletler yardımıyla çıkartılır. Perkütan ameliyatının en önemli üstünlüğü vücut dokularının normal yapısının korunmasıdır. Bunun sonucunda iyileşme süreci hızlıdır. Hastalar ameliyat sonrası dönemi açık ameliyata göre çok daha rahat geçirmektedir. Hastalar genellikle 2 - 3 günde taburcu edilerek günlük aktivitelerine hızla kavuşurlar. Bu, açık böbrek taş ameliyatı ile karşılaştırıldığında oldukça kısa bir süredir.

Özellikle böbreğin alt havuzcuklarına yerleşen taşlarda ve büyük boyutlu taşlarda ESWL’nin başarısı önemli ölçüde düşer. Bu durumlarda PCNL ameliyatı yüksek başarı sağlayan minimal invaziv girişimdir. Ameliyat işlemi sırasında taşı temizlemek için pnömotik litotripsi ve lazer litotripsi kullanılır. Bu teknolojiler yardımı ile en sert taşlar bile rahatlıkla kırılmaktadır. Bu teknikle tüm böbreği kaplayan ve koraliform taş olarak adlandırılan taşlara da müdahale edilebilinmektedir.

Ureterorenoskopi
Üreter taşları Üreterorenoskopi (URS) ile müdahale edilerek temizlenebilir. URS’de herhangi bir kesi yapılmaz. İdrar yolundan özel bir endoskopik alet gönderilerek taş üreterde görüntülenir ve temizlenir. Hastaların çoğu bir günde evlerine dönüp normal yaşamalarına dönebilirler. Özellikle alt ve orta üreterdeki taşlarda başarı oranı yüksektir (%96 - %100 başarı). Üst üreter taşlarının tedavisinde ESWL genellikle ilk tercih edilen tedavi yöntemidir.

Ancak 1 cm'den büyük üreter taşlarında ESWL'nin başarı oranları düşmektedir. Genel kural olarak olarak 1 cm'den büyük üreter taşlarında ve 2 cm'den büyük böbrek taşlarında endokopik girişimler daha yararlı ve başarılı olmaktadır.

Üreteroskopi ile üreterin alt ve orta kısmında tıkanıklığa yol açan taşların çıkarılmasında kullanılır. Üreteroskopik girişimde, çok ince bir teleskopik alet ile idrar borusundan ve mesaneden geçilerek üreterin içerisine giriliyor. Bu ince ve esnek endoskop ile üreter içerisinde ilerleyerek tıkanıklığa yol açan taşa ulaşılarak taş çıkartılır.

İlk taş olayından bir yıl sonra hastalar ultrason ve direkt film ile kontrol edilir. Bu dönemde yeniden taş hastalığı yaşamamak için hastaların özellikle sıvı alımına dikkat etmesi gerek.

Prostat Hastalıkları
Prostat, erkeklerde bulunan ve meninin büyük bölümünü yapan, kestane şeklinde ve büyüklüğünde, 18-20 gr. Ağırlığında, bez yapısında bir organdır. Mesanenin hemen altında yerleşmiştir ve içinden idrar yolunun “üretra” adı verilen son kısmı geçer.

Prostat hastalıkları üç ana grupta toplanır:
1) Prostat iltihapları (prostatit)
2) Prostat kanseri
3) Prostat büyümesi.


Prostat iltihabı: daha çok 17-50 yaşları arasında görülür. Genellikle dışarıdan idrar yoluna giren mikropların prostat içine yerleşmesiyle oluşur. Prostatit denilen bu iltihap kronik bir hal aldığında tedavisi oldukça zor bir hale gelir. Prostatitlerde, sık idrara gitme,peniste yanma hissi, idrar yaparken acıma, kuyruk sokumunda ağrı ve bazı cinsel fonksiyon bozuklukları görülür. Üşütmekle, alkol almakla, acı ve baharatlı yiyeceklerle ve düzensiz cinsel hayatla yakınmalar daha da artabilir.

Prostat kanseri: prostat kanseri ne yakalanma oranı yaş ilerledikçe artar. Buna karşılık, hastalığın tehlikeli bir seyir göstermesi olasılığı ileri yaştaki hastalarda daha azdır. Prostat Spesifik Antijen ( PSA ) denilen kan testi hastalığın teşhisinde önemli bir yer tutar. Prostat kanserine uygun tedavinin yapılabilmesi için hastalığın hangi aşamada olduğunun bilinmesi gerekir. Bunun için filmler çekilmeli ve bazı tetkikler yapılmalıdır. organa sınırlı olan kanserlerde prostatın tamamen alınması gerektiği halde, ilerlemiş hastalıklarda hormon tedavisi, ilaç tedavisi veya ışın tedavisi uygulanır. Erkeklerin 50 yaşından sonra, yılda bir prostat kontrolü yaptırmaları, erken teşhis ve etkili tedavi için gereklidir. Çünkü erken teşhis edilen prostat kanserinde hastalığın tamamen tedavi şansı çok yüksektir.

Prostat büyümesi:Prostatın hastalıkları arasında en sık karşılaşılanı prostat büyümesi dir. 45-50 yaşlarından başlayarak, idrar yolunu çevreleyen prostat hücreleri çoğalarak ve büyüyerek üretrayı dışarıdan sıkıştırırlar. “Benign Prostat Hiperplazisi”(BPH) denilen hastalık böylece oluşur. Gerçekte büyüyen bütün prostat değil de “adenom” adı verilen bir kısım hücre grubudur. Bütün tedavi yöntemleri bu adenom dokusunun idrar yoluna yaptığı baskıyı azaltmak veya ortadan kaldırmak için amacına yöneliktir. Altmış yaşını geçmiş erkeklerin yarısından fazlasında prostat büyümesi mevcuttur ve bu oran yaş ilerledikçe artmaktadır. Prostat büyümesi bulunan erkeklerin yarıya yakın kısmında ise idrar yakınmaları oluşmaktadır. Hastalık oluştuğunda, çeşitli idrar yapma zorlukları görülür. Bunlar arasında en belirgin olanları gece sık idrara kalkma, idrar yaparken zorlanma, idrarın çatallı çıkması, mesaneyi tam olarak boşaltamama, aniden idrar bastırması ve idrar kaçırmadır. Kabızlık, üşütmek, uzun süre sabit oturmak veya yolculuk ile bu belirtiler daha da artabilir. Mesane, daralmış olan idrar yolundan dışarı idrarı atmakta zorlanır ve kasılma gücü giderek azalır. Zamanla, içindeki idrarı boşaltamaz hale gelir. Mesanenin içinde devamlı olarak kalan idrar, mikropların üremesi için uygun bir ortam oluşturur. Sık sık idrar yolu enfeksiyonları ve mesanede taş oluşması görülebilir. İlaç tedavileri ile, mesanede birikmiş olan idrarın tam olarak boşalması sağlanamasa bile, hiç olmazsa zararsız bir düzeye indirilmesine çalışılır. Bazen hasta idrarını hiç yapamaz. O zaman idrarın bir sonda ile boşaltılması gerekir. Hastalık zamanında tedavi edilmezse böbrekler de zarar görür ve böbrek yetmezliği oluşabilir.

Hastalığın tanısı için, makattan parmakla prostat muayenesi yapılır. Modern teknolojinin yardımıyla “üroflovmetre” denilen elektronik cihaz ve ultrason kullanılarak hastalığın derecesi bilgisayar yardımıyla tam olarak saptanabilir.

Tedavinin geciktiği durumlarda;
- Tamamen idrar yapamaz hale gelme
- Mesane taşı
- Mesane ve böbrek enfeksiyonları
- Böbrek yetmezliği görülebilir.

Tedavi
Her hasta için ayrı ayrı tedavi metodları gerekebilir. Her yöntemin başarıyla kullanıldığı durumlar vardır. Sadece hastayı gözleyerek bekleme, ilaç tedavileri, minimal invazif yöntemler ve cerrahi tedaviler uygulanabilir. Prostatın idrar yolunu tıkamaya başlamasının erken dönem bulguları bir dönem ilaç tedavileri ile giderilebilir. İlaçsız veya ilaç vererek izleme sırasında yakınmalar veya vücuttaki hasar artmaya başlarsa, girişimsel tedaviler planlanır. Minimal invazif yöntemler içinde en etkilisi mikrodalga enerji ile prostatın eritilmesidir. Normal muayene odasında bir idrar sondasının içinden ve hiç anestezi gerekmeden uygulanan bu yeni yöntem, cerrahi tedaviler kadar etkin olabilmektedir. Yaklaşık 10 yıldır dünyada kullanılmakta olan bu tedavi, hiçbir ciddi risk taşımamaktadır. Yakın gelecekte, çok tercih edilen bir yöntem olmaya adaydır.

Transuretral Prostat Rezeksiyonu (TUR-P)
Halen dünyada prostat hipertrofisi tedavisinde altın standart olarak kabul edilen bu tedavi, prostat büyümesinde tedavisinde en sık kullanılan ve aslında en etkili tedavi yöntemidir. Ameliyat sonrası 1-2 gün sürebilen hafif derecede kanama görülürse de, bu genellikle ciddi bir sorun oluşturmaz. Hastalar 2-3 gün hastanede kalırlar. Günlük yaşama dönmek için yaklaşık 7 gün, cinsel aktiviteye dönmek için yaklaşık bir aylık süre gereklidir.

Greenlight Laser
Greenlight lazer ile prostatın buharlaştırılması şeklinde uygulanan tedavi yöntemidir. Son yıllarda en güçlü 120 wattlık lazer modeli kullanıma girmiştir. Eski modellere göre daha kısa sürede daha fazla prostat dokusunu yok edebilmektedir. Hastalar genelde bir gün içinde taburcu olabilir.

Açık Ameliyat
Günümüzde artık çok büyük prostatların tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca mesanedeki büyük divertiküllerin (balonlaşma) varlığında ve çok fazla, büyük ve sert mesane taşlarının olduğu durumlarda.